Sinema dizi müzik....Daha ne olsun...

Sinema, dizi, müzik, kitap, teknoloji...Daha ne olsun...

2 Kasım 2011 Çarşamba




BELGESEL ÖNERİSİ: ZEITGEIST





















Hani bazı filmler, bazı yazılar ve de bazı şarkılar vardır öyle ansızın karşınıza çıkıp sizi şaşırtıverir. Siz esasında onu dinlemeden, okumadan ya da izlemeden önce bir beklentiye ya da bir arayışa sahip olmazsınız. ‘’Zeitgeist’’ de bu şekilde karşıma çıkıveren bir belgesel. Belgeselin yakın zamanda 10. yıl dönümünü yaşadığımız 11 Eylül 2001 intihar saldırılarının yıldönümü sonrası gerçekten izlenilesi bir belgesel olduğunu söylemek gerekli.

Belgesel hakkında genel bir bilgi vermek gerekirse, Zeitgeist Almanca’da zamanın ruhu anlamına geliyor. Bu kelime ilk defa Johann Gottfried von Berger tarafından 1769 yılında kullanılmış. Belgesel, bu ismi günümüzdeki perde arkası oyunlara gönderme yapmak için almış. 2007 yılında çekilen bu belgesel dışarıdan bağımsız görünen 3 bölümden oluşuyor. 1. Bölümde, Hristiyan inanışının kökeni ve bu kökene eleştiriler; 2. bölümde ‘’911 Efsanesi’’ olarak anılan 11 Eylül saldırıları, 3. Bölümde ise ‘’perdenin arkasındaki adamları deşifre etme’’ icraati anlatılıyor. Belgesel, beyaz perde ve televizyon dünyasında otorite olarak kabul edilne IMBD’den 8.5/10 puan alarak göz dolduruyor.

Öncelikle belgeselin ilk bölümünden bahsetmek gerekli diye düşünüyorum. Birinci bölüm, bir Amerika Birleşik Devletleri eleştirisinden ziyade dini ve inanç kavramını sorgulayan bir bölüm. Bölümde, Amerika’da çoğunluğun inandığı, semavi dinlerden Hristiyanlık ve Musevilik irdeleniyor. Mısır, Grek ve Pers uygarlıkları gibi eski uygarlıkların mitolojilerinden yola çıkılarak yapılan kıyaslamalarla bu dinlere ait değerler -ateistik bir tavırla- mercek altına alınıyor. Hz. İsa, Hz. Musa ve diğer birçok dini simge ve bu simgelerin etkisi altında bulunan toplumlar eleştiriliyor. Bu bölümü manevi duyguları ön planda olanların kesinlikle izlenmesi önerilmez, zira burada din olgusuna yaklaşımdaki sertlik yenilir yutulur cinsten değil. Eğer dediğim gibi ‘’Dini inanç ve öğeleri benim için el sürülemeyecek kadar kutsal değerler, bunlara karşı yapılan eleştirilere sinirlenirim.’’ diyorsanız bu bölüm atlayarak 2. Bölüme geçmeniz önerilir.


Belgeselin ikinci bölümü, birinci bölümün manevi olayların irdelenmesi konusu yerine yaşanmışlık üzerine gidiyor. Bu bölümde; Amerikan halkının 9/11 olarak söylediği ve andığı, New York şehrinde bulunan Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerine ve de Washington şehrinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı yani Pentagon’a yapılan ‘’kamikaze’’ terör saldırılarını, genel adıyla 11 Eylül 2001 saldırılarını, esasında hükümet eliyle yapılmış bir saldırı olduğu iddiası dile getiriliyor. Saldırıların yeni bir emperyalist hareket için kamuoyunun olurunu almak ve maddi kaynak sağlamak için bizzat hükümet tarafından yaptırıldığı, Amerika Birleşik Devletlerinin kurban değil bizzat sanık olduğunun altı çizilmeye çalışılıyor. Bölüm olaylara tanıklık edenlerin soruları, yetkililerin bu sorulara verdiği geçiştirme cevaplar ve saldırılarla ilgili muhtelif bilgilerin verilmesi ile daha zengin bir hale getirilmiş ve insanın kafasında tabiri caizse ‘’bir ampul yakıyor’’. Her şeyin aslında göründüğü kadar basit olmadığını ve irdelemenin günümüz dünyasında ne kadar geri plana itildiğini gösteren bu bölümü izlemeniz şiddetle tavsiye edilir.

Ve son bölüm olan 3. bölümde ise ‘’para’’ teması çerçevesinde Amerikan ekonomisinin nasıl kontrol edilmeye başladığı, borçlanmanın artmasıyla kimlerin karlı çıktığı ve ekonomik köleliğin nasıl sosyal köleliği dönüştürüldüğü anlatılıyor. Yani belgeselimizin üçüncü bölümü ekonomik dengeler üzerine. Ekonominin, yani paranın gücü nasıl elinde tuttuğu; ‘’tahtın arkasındaki kudret’’ olan Rockefeller, Rotschild ve Morgan gibi köklü yatırımcı ailelerin ekonomik güçleriyle elde ettiklerini ve de neler elde etmeye hevesli olduklarını bu bölümde öğreniyoruz. Ayrıca son günlerde muhtelif sebeplerden ötürü pek moda olan ‘’Yeni Dünya Düzeni’’ denilen düzenin aslında bize nasıl dayatıldığını öğreniyoruz. New Age, popüler kültür, Yeni Dünya Düzeni, medyanın kamuoyuna etkisi ve en önemlisi de ekonominin yönlendiriciliğini görmek isteyenler bu bölümü izlemeli.

Sonuç olarak; Zeitgeist, bir bazı konularda tarafsızlığını yitirmiş gözükse de Amerikan’ın dayatmacı ve aldatmacı politikasını deşifre etmeye çalışma çabasından ötürü izlenmeye değer, güzel bir belgesel. Mutlaka izlenmeli.




NOT: Belgesel gecenin bir yarısı izlenildiğinden ve de yazı gecenin bir yarısında kahvenin ortaklığı ile yazıldığından, bazı yerlerde cümlesel bazı yerlerde kelimesel hatalara rastlamak mümkündür. Şimdiden özür dilerim.

02-10-2011



31 Ekim 2011 Pazartesi

TÜRK VE ATATÜRK


Mondros sonrası Osmanlı Devleti’ni hayal edin. Herkes sinmiş, perişan halde… Açlık, sefalet, hastalık hat safhada… Çaresizlik, perişanlık, mahvolmuşluk insanların hissettiği tek his. Düşünülen tek kurtuluş fikri, manda… Kimsenin aklından özgürlük ve direniş geçmiyor. Herkes kurtuluş yolu olarak manda fikrini savunuyor. Asırlardır varlığını koruyan Türk’ün bağımsızlık şuuru, sanki bu kez güçsüz düşmüş, ortalarda görünmüyor. Aman Allah’ım! Yoksa bağımsızlık uğruna çılgınlara dönen Türk, Türklük mefhumlarını mı kaybetmiş? Bir insan evladı dahi çıkıp bağımsızlık fikrini düşünmüyor mu? Düşünse bile bunu dile getirebilecek cesarete sahip bir tek insan bile yok mu? Tarih boyunca sadece ve sadece 50 yıl bağımsızlıktan mahrum kalmış, o vakit içerisinde de 250 kere isyan çıkarmış olan Türk milletine ne olmuş? Türk milletinin başı ne zaman sıkışsa onu bataklıktan çıkaracak bir lider gönderilirmiş hani... Yok… Ses yok, tepki yok, feryat yok, çığlık yok. Sadece sinmişlik var, teslimiyet var, korku var. Koskoca bir milletin fertlerinden hiç mi biri umutla yaşamaz? Hiç mi kimse büyük hayaller kurup, herkesin olmaz dediğini hayal ederek başını yastığına koymaz? Yüce Türk milletinin soylu geçmişi bunu hak ediyor mu? İnsanlar 50-100 sene sonra tarih sayfalarında torunlarının onlara utançla bakacağını hayal edemiyor mu? Asırlar öncesinden ‘’Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım.’’ diye haykıran Bilge Kağan’ımın sesini duyan yok mu? Bu acziyet ve teslimiyet hali, Türk milletine yakışmıyor.

Evet… Yaklaşık iki dakikadır içinizi kararttığım için özür dilerim. Bu hikayede bir kişiyi es geçmişim. Belki de yazının bu paragrafa kadar olan kısmını okurken kimi kastettiğimi tahmin etmişinizdir. Değilse de artık, bu açıklamalardan sonra kimden bahsettiğimi anlamanız gerekirdi. Evet, düşündüğünüz kişi O… Osmanlı ordusunun yiğit subayı Mustafa Kemal… Yukarıda ‘’Hiç mi yok?’’ dediğimiz bütün mefhumlar, onun kişiliğine yansımıştı. Sanki Türk milletinin devamlılığı için Tanrı tarafından donatılıp da gönderilmişti. En başta askerdi, dahi bir askerdi. Cesurdu, aksiyon adamıydı. Fikirsiz aksiyon olmaz. İnsan, fikirlere inanır ki harekete geçebilsin. Mustafa Kemal, öyle yetiştirmişti ki kendini, kendi kurduğu fikir sistemini hayata geçirmeyi istiyordu. Hani zannedilir ki büyük adamlar ikiye ayrılır: Aksiyon adamı, fikir adamı. Fikir adamları, düşünürler. En iyi ve en ideal sisteme ulaşmak için çabalarlar. Ancak, kurdukları bu düzeni hayata geçirecek cesaretleri ve inançları yoktur. Sadece düşünürler ve sırayı aksiyon adamlarına devrederler. Bu devir teslim işlemi genelde on yıllar sürer. Ve aksiyon adamları görevi devralır. Düşünülen, üretilen ve kurulan sistem ne ise, onu hayata geçirirler. Önlerinde engel tanımazlar, hayata dair beklentileri yoktur. Sadece inandıkları fikri hayata geçirmeye odaklanırlar. Bütün yaşamları bunun üzerine kuruludur. Dünya üzerinde çok nadir olarak, belki bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kişi, hem aksiyon hem fikir adamıdır. İşte onlar, çağ atlatıp çağ kapatır. Başkalarının kurduğu kirli düzeni bozar ve kendi kurduğu düzeni hayata geçirir. Bunu yaparken bir an bile gözünü kırpmaz. İşte Mustafa Kemal böyleydi. Çocukluktan beri hayal ettiği, kafasında kurduğu düzeni hayata geçirme vakti gelip çatmıştı. O şunu hiçbir zaman unutmamıştı: Türk milleti sabreder, sabrın olabilecek son safhasına gelir ve içinden bir lider çıkmasını bekler. O lider ortaya çıktığında Türk milleti, hiç tereddütsüz milli isyan bayrağının altında saf tutardı. O, böyle kutlu bir milletin ferdi olduğunun farkındaydı ve başlattığı milli isyanın temelinde bu inanç yatıyordu. Büyük adamlar, zorlu günlerin ertesinde ortaya çıkar. Bir cemiyet, zora düşecek ki bağrından yetiştirdiği kıymetli evlatlarının değerini anlayabilsin. Bir millet, esaretin ne demek olduğunu anlayacak ki bağımsızlığın değerini bilebilsin. Bir millet, kendi vatanında yürürken düşman askerine boyun eğmenin ne denli zor olduğunu bilecek ki kendi ordusunun güçlü olma gerekliliğini hissedebilsin. Gönül isterdi ki bu zillete mahkum olmadan bu kıymetlerin değeri bilinsin; ama maalesef insanoğlunun doğası bu… İşte Atatürk, böyle bir vaziyetten çıktı ve büyük işler başardı. Sadece Türk milletini esaretten kurtarmakla kalmadı. Türk milletini daha ileriye, daha yükseğe taşıyacak kurumların ve ilmi bakış açısının temellerini ortaya koydu. İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, Türk’ün kurtarıcı Başbuğ’u buydu.

Size sesleniyorum ey Türk gençliği! Vakit, esaretten kurtulma vaktidir. Vakit; ‘’Her şey Türklük için, Türk tarafından, Türk’e göre’’ lafzını hayata geçirme vaktidir. Bir kahraman daha bekliyoruz. Bu zilletten kurutulacak o kutlu günü düşlüyoruz.

29 Ekim 2011 Cumartesi

Gaza Getiren Parçalar Vol:1

Bazı şarkıları dinleyince insanın coşası geliyor.İşte seçtiklerim...

 Fort Minor-Remember The Name


AC/DC-T.N.T
 

DJ Khaled "All I Do Is Win" feat. Ludacris, Rick Ross, T-Pain & Snoop Dogg

 

 Şimdilik bu kadar devamı gelicek...

16 Ağustos 2011 Salı

Dizi Önerisi: Game Of Thrones


"Game of Thrones" Detaylar
Türkçe Adı
Taht Oyunları

Yapım : 2011

Ülke : Amerika

Tür : Macera, Dram, Fantastik

Süre : 60 dakika
Resmi Site
HBO

IMDB Puan : 9.5/10

imdb tt0944947

A.K.A
A Song of Ice and Fire, Juego de tronos, Trónok harca
  


Efsanevi Westeros topraklarını kontrol edebilmek için 7 soylu aile savaş vermekte, politik ve cinsel entrikalar çevrilmektedir. Bu aileler arasında, Stark, Lannister ve Baratheon aileleri öne çıkmaktadır...

Westeros kralı Robert Bratheon, eski bir arkadaşı olan Eddard Stark'a sağ kolu olması için teklif götürür. Eddard, kendinden önceki sağ kolun öldürüldüğünden şüphelendiği için, bu olayı araştırabilmek adına teklifi kabul eder. Sonra ortaya çıkar ki birden fazla aile tahta göz dikmiştir.

Büyük denizin diğer tarafında ise, asırlardır hüküm süren ve Baratheon ailesi tarafından tahttan indirilen eski Targaryen ailesinin sağ kalan üyeleri de tekrar yönetimi ele alma planları yapmaktadır. Bu ve Greyjoy, Tully, Arryn, Tyrell ailelerinin de bulunduğu bir savaş başlar. Bunlar olurken, kuzeyde ise, eskilerden kalma bir kötülük uyanmaktadır. Savaş ve politik kargaşaların ortasında, insan ırkı ve bu dehşet karşısında duran tek şey ise, kendini dünyadan dışlayıp, kuzeyde kaybolan Gecenin Bekçileri'dir...

Bilgi:fb_hunter1907


Bu yılın en iddalı yapımıydı bana göre Game Of Thrones...Konusu itibariyle çok karışık bir dizi olucağı en başından belliydi.Bu yüzden HBO nun sitesinde ailelerle ilgili bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.


Dizi çok yüksek bir maliyetle çekildiğinden dolayı görüntüler, kostümler , mekanlar mükemmel bir uyum içinde.İzlemeniz gereken bir dizi...Ancak cinsellik ve şiddet unsurları içerdiğinden dolayı 18 yaşın altındakiler için tavsiye etmiyoruz tabi :)

Ailelerin belirtildiği haritamız

Hanedanların Mühürleri



Dağılımları




Age Of Empires Online Hakkında İlk İzlenimler




Her online oyunda olduğu gibi oyunu öğrenme amaçlı saçma sapan görevlerle vakit harcanıyor, oynadığınız ilk gün sıkılanlar olabilir (her online oyunda böyledir.)

Şu an için Mısır ve Yunan uygarlığı var. Diğer ikisi yakında ekleneceği söyleniyor.
Oyunda kendinize bir şehir seçip onu geliştiriyorsunuz , kahramanınızın değil şehrinizin level ı var. 

Şehrinizin gelişmişliğine göre görevlerde ve savaşlarda yapabildiğiniz bina ve askerlerinizin kuvvetleri değişkenlik gösteriyor.Görevlerde ve haritalardaki hazine sandıklarından bina ve askerleri güçlendirici eşyalar (Duvar,miğfer,kılıç vb.) düşebiliyor. 

Tek başına yapılması zor görevler var arkadaşınızla birlikte yapabiliyorsunuz. 

PvP sistemini inceleyemedim daha pek oynama fırsatım olmadı ama sanırım sıfırdan köy kurarak başlanıyor (farklı da olabilir.)

Oynanabilirlik güzel  ve görüntü kalitesi idare eder düzeyde.. Çok aşırı bir kalite beklemeyin online oyunun sunabileceğiyle bilgisayara yüklenen arasında tabii ki fark olur fakat AOE 2'den güzel durumda grafik.
 
Şu an için bu kadar :D Yarın uzun süreli oynadıktan sonra daha iyi bir açıklama yapacağım burada.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Dizi Önerisi: Carnivale

Yapım : 2003

Ülke : Amerika

Tür : Dram, Fantastik, Gizem, Romantik, Gerilim, Savaş

Süre : 50 dakika bölüm başı

Kanal:
HBO

IMDB Puan : 9.0/10

imdb tt0319969

Bilgi :
Öncelikle bu bir bilim-kurgu dizisi değil. Carnivale, gezici bir karnaval'a katılarak polislerden kaçan ve tuhaf güçleri olan bir hapis kaçkını ile, California Mintern kasabasında rahiplik yapan ve yine tuhaf güçleri olan bir adamın ayrı hikâyelerini konu alır kısaca. Bu iki karakterin maceraları daha ilk bölümden de anlaşılacağı üzere bir noktada kesişecektir. Hikaye 1934 yılında, Amerika'nın tam Büyük Buhran ve Büyük Kuraklık yüzünden beli bükülmüş zamanlarında geçiyor. Trinity'de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı günü "İnsanlığın mucize ve büyüyü, mantık uğruna takas ettiği" gün olarak gösteren Carnivale, ne yazık ki hikâyesini o güne kadar sürdürmeyi başaramadı.
Eğer edebiyat'la az çok haşır neşirseniz, Gabriel Garcia Marquez'in başını çektiği "büyülü gerçekçilik" ekolüne yabancı değilsinizdir. Özellikle "Yüzyıllık Yalnızlık" isimli romanda kendini iyice gösteren bu akım, gerçek hayatta, gündelik olaylar esnasında yaşanan tuhaf, doğaüstü, olması mümkün olmayan şeyleri, karakterlerin normalmiş gibi kabul etmesi ve bunu sorgulamaması, yine günlük hayatın bir parçası olarak algılaması üzerine kuruludur. İşte Carnivale bu akımı beyaz cam'a yansıtan ilk dizi belki de.   Kaynak:Viki


Evet benim drama ve doğaüstü olayları sevenlere şiddetle tavsiye ettiğim bir yapım Carnivale.Dizinin çok farklı bir havası var.O dönemi çok güzel bir biçimde yansıtıyor.Oyunculuklar özellikle Ben Hawkinsi canlandıran Nick Stahl çok başarılı bir iş çıkarmış. Tabi geri kalanlarda öyle. Aslında tam bir dizi havasında diyemeyiz.Baya uzun bir film olarakta düşünebiliriz:). Diziyi hiç anlatmıyım yoksa baya bir spoiler vermek zorunda kalırım:) İzleyin, izlettirin diyorum :) Bu arada bölüm başı dizinin maliyeti 4.5 milyon dolarmış...Dizideki replikleri dikkatli dinleyin..

Diziden bir alıntıyla noktalayalım:
Küçükleri hiç dikkate almayız. Sadece kıyafetlerimizi giyeriz.  Tekstil değirmeninin sonsuz, gözü dönmüş açlığını doyuran çocukları kim görebilir? Seçici olmayan mekanik ağızlar. İpeksi bir kumaş. Bir tutam saç. Bir parça kafa derisi. Küçücük, parçalanmış parmaklar....

Biz sadece ısıyı yükseltiriz. Madenlerde uçurum kenarında çömelmiş çocukları neden düşünelim?  Saatlerce oturup,kömürün üstündeki fazlalığı eliyorlar, sırtları ikibüklüm. Dokuz yaşındaki ihtiyar adamlar. On ikisinde kapkara ciğerler. Kömür ağır ve sert. Eller yumuşak ve narin, Ezilmiş. Ayakları ezilmiş. Kafatasları ezilmiş.  Bir yürüyüşe çık, onları görürsün.

Brother Justin
Carnivale






Facebook Durumunuzu İstediğiniz "şey" Aracılığıyla Güncelleyin

Hepimiz görmüşüzdür "Telepati ile" , "Hesap Makinesi ile" şeklindeki durum güncellemelerini.Statusvia'nın bize sunduğu uygulama oluşturma sayesinde istediğimiz şekilde durumumuzu güncelleyebiliyoruz.


Adım 1 : Statusvia üyeliği almamız gerekiyor.Siteye girip basit bir şekilde üye oluyoruz ve Üye girişi yaptıktan sonra sayfada görünen Create Facebook Apps linkine tıklayarak oluşturacağımız sayfaya geliyoruz.

Adım 2 : Facebook uygulama oluştur.

Adım 3 : Resimde görülen Uygulama Kimliği ve Application Secret kodlarını Statusvia'daki gereken yerlere giriyoruz.

Şimdi Uygulamayı oluşturduk. Statusvia ya üyeliğimizle giriş yaptıktan sonra Logged is an "..." yazan yere tıkladıktan sonra oluşturduğumuz uygulamalar görünmekte."Update Status" linkine tıklayarak istediğimiz şekilde paylaşabiliriz.

Durumumuzu paylaşalım şimdi.






Not : Bir sonraki yazıda oluşturduğumuz uygulamaların direkt olarak Facebook veya Twitter olarak nasıl kullanılacağını anlatacağım.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Dizi Önerisi: Dexter

DEXTER'LA TANIŞIN, KARANLIK DÜŞLERİNE ŞAHİT OLUN...

Dexter seri katil?ailesini önemseyen adam?psikopat?Buna siz karar vericeksiniz...Dexter ilginçtir.Kendinizi onun yerine koymaya çalışırsınız , olmaz, yapamam dersiniz...Ama böyle biri de olmalı dersiniz sonra....Ve olmalı da! İzleyin ve görün! 

Tanıtım DP ye aittir.
Gündüzleri adli tıp polisi, geceleri ise seri katil, üstelik ikisinde de çok başarılı. Bir katili bir başka katilden daha iyi kim anlayabilir! Öldürme arzusu dışında insani duygulardan yoksun doğan Dexter, ahlaki değerleri olan bir seri katil: Sadece yasaların elinden kaçmayı başaran canileri öldürüyor.

Üç yaşında öksüz ve yetim kalan Dexter, bir polis tarafından evlat edinilmiş. Yeni babası, Dexter'ın karakterindeki karanlık tarafı çok geçmeden fark etmiş ve onun önü alınamayan şiddet arzusunu, insan öldürenleri öldürmeye kanalize etmesini sağlamış. Bunun sonucunda Dexter, hem seri cinayet işleyenleri hem de kanundan yakasını kurtaran diğer katilleri kendine hedef olarak seçmeye başlamış. Dexter Morgan içindeki müthiş öldürme arzusuna karşın, günlük hayatta insanlarda hayli sakin, iyi huylu ve kendi halinde bir adam izlenimi bırakıyor. Sempatik görünümü sayesinde, kimse onun böyle bir "karanlık tarafı" olabileceğinden şüphelenmiyor. Dexter, şaşırtıcı olay örgüsüne ve kahramanına rağmen, ilk bölümünden itibaren en sevilen diziler arasında yerini aldı. Bu başarıda, iki kez Altın Küre ve oyuncuların meslek kuruluşu SAG ödülüne aday olan, televizyon eleştirmenlerinin En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Michael C. Hall'un da büyük payı var. Dexter, sizi bir katilin zihninin kanlı derinliklerinde dolaşmaya çıkarırken, Six Feet Under’dan tanıdığımız Michael C. Hall onu sempatik ve karizmatik kılarak bütün etik anlayışınızı değiştirecek. Onunla bağ kurarsanız kendinizi suçlu hissetmeyin.

Dizideki diğer bir tanıdık simaysa, Dexter'ın sevgilisi Rita rolünde, Joss Whedon'ın "Buffy the Vampire Slayer" ve "Angel" dizilerinde Darla'yı oynayan Julie Benz.


Dizi Önerisi: Sons Of Anarchy






İlk dizi önerimizle başlıyoruz.

Yapım : 2008

Ülke : Amerika

Tür : Suç, Dram

Süre : 45 dakika

Resmi Site
FX Networks
Sons Of Anarchy küçük bir kasaba olan Charmed da geçmektedir.Bu küçük kasabanın kirli işlerinden sorumlu olan bir motosiklet grubunun yani Sam CROW'un maceralarını anlatır.Silah kaçakçılığı, polislerle olan pis ilişkileri, hesaplaşmalarını vs....

Aslında bu dizi hakkında fazla açıklama yapmaya gerek yok bir bölümünü izleseniz bile kurtulamayacağınız olay ağında bulursunuz kendinizi.Benden bu kadar bu yazma olaylarını alışık değilim kusuruma bakmayın yavaş yavaş alışıcam artık.
Aşağıda Divxplanet'ten aldığım tanıtım mevcut.Birazınıda ordan okuyun artık :)


Motorsikilet Kulübü MC, Kaliforniya'nın küçük kasabasında, kanun adamlarına karşı kendi yasa dışı varlığını korumaya çalışır. Kulüp, bir yandan içinde bulunduğu kuralsız yaşamını sürdürmeye çalışırken, diğer taraftan da bölgenin suç ve uyuşturucu ağına karşı direnç göstermek zorunda kalır. Şimdi zaman, Haley Davidosnlar, Night Trainler ve Road Kingler'in zamanı. Sons of Anarchy, Amerika'da uzun yıllardan bu yana varlığını sürdüren motorsiklet çetelerinin yaşamlarını gözler önüne seriyor. Para, kan ve gücün çekiciliğine dair sürükleyici bir dizi.




Bu günlerde ne dinliyoruz

Bunu dinliyoruz efendim