Sinema dizi müzik....Daha ne olsun...

Sinema, dizi, müzik, kitap, teknoloji...Daha ne olsun...

2 Kasım 2011 Çarşamba




BELGESEL ÖNERİSİ: ZEITGEIST





















Hani bazı filmler, bazı yazılar ve de bazı şarkılar vardır öyle ansızın karşınıza çıkıp sizi şaşırtıverir. Siz esasında onu dinlemeden, okumadan ya da izlemeden önce bir beklentiye ya da bir arayışa sahip olmazsınız. ‘’Zeitgeist’’ de bu şekilde karşıma çıkıveren bir belgesel. Belgeselin yakın zamanda 10. yıl dönümünü yaşadığımız 11 Eylül 2001 intihar saldırılarının yıldönümü sonrası gerçekten izlenilesi bir belgesel olduğunu söylemek gerekli.

Belgesel hakkında genel bir bilgi vermek gerekirse, Zeitgeist Almanca’da zamanın ruhu anlamına geliyor. Bu kelime ilk defa Johann Gottfried von Berger tarafından 1769 yılında kullanılmış. Belgesel, bu ismi günümüzdeki perde arkası oyunlara gönderme yapmak için almış. 2007 yılında çekilen bu belgesel dışarıdan bağımsız görünen 3 bölümden oluşuyor. 1. Bölümde, Hristiyan inanışının kökeni ve bu kökene eleştiriler; 2. bölümde ‘’911 Efsanesi’’ olarak anılan 11 Eylül saldırıları, 3. Bölümde ise ‘’perdenin arkasındaki adamları deşifre etme’’ icraati anlatılıyor. Belgesel, beyaz perde ve televizyon dünyasında otorite olarak kabul edilne IMBD’den 8.5/10 puan alarak göz dolduruyor.

Öncelikle belgeselin ilk bölümünden bahsetmek gerekli diye düşünüyorum. Birinci bölüm, bir Amerika Birleşik Devletleri eleştirisinden ziyade dini ve inanç kavramını sorgulayan bir bölüm. Bölümde, Amerika’da çoğunluğun inandığı, semavi dinlerden Hristiyanlık ve Musevilik irdeleniyor. Mısır, Grek ve Pers uygarlıkları gibi eski uygarlıkların mitolojilerinden yola çıkılarak yapılan kıyaslamalarla bu dinlere ait değerler -ateistik bir tavırla- mercek altına alınıyor. Hz. İsa, Hz. Musa ve diğer birçok dini simge ve bu simgelerin etkisi altında bulunan toplumlar eleştiriliyor. Bu bölümü manevi duyguları ön planda olanların kesinlikle izlenmesi önerilmez, zira burada din olgusuna yaklaşımdaki sertlik yenilir yutulur cinsten değil. Eğer dediğim gibi ‘’Dini inanç ve öğeleri benim için el sürülemeyecek kadar kutsal değerler, bunlara karşı yapılan eleştirilere sinirlenirim.’’ diyorsanız bu bölüm atlayarak 2. Bölüme geçmeniz önerilir.


Belgeselin ikinci bölümü, birinci bölümün manevi olayların irdelenmesi konusu yerine yaşanmışlık üzerine gidiyor. Bu bölümde; Amerikan halkının 9/11 olarak söylediği ve andığı, New York şehrinde bulunan Dünya Ticaret Merkezi ikiz kulelerine ve de Washington şehrinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı yani Pentagon’a yapılan ‘’kamikaze’’ terör saldırılarını, genel adıyla 11 Eylül 2001 saldırılarını, esasında hükümet eliyle yapılmış bir saldırı olduğu iddiası dile getiriliyor. Saldırıların yeni bir emperyalist hareket için kamuoyunun olurunu almak ve maddi kaynak sağlamak için bizzat hükümet tarafından yaptırıldığı, Amerika Birleşik Devletlerinin kurban değil bizzat sanık olduğunun altı çizilmeye çalışılıyor. Bölüm olaylara tanıklık edenlerin soruları, yetkililerin bu sorulara verdiği geçiştirme cevaplar ve saldırılarla ilgili muhtelif bilgilerin verilmesi ile daha zengin bir hale getirilmiş ve insanın kafasında tabiri caizse ‘’bir ampul yakıyor’’. Her şeyin aslında göründüğü kadar basit olmadığını ve irdelemenin günümüz dünyasında ne kadar geri plana itildiğini gösteren bu bölümü izlemeniz şiddetle tavsiye edilir.

Ve son bölüm olan 3. bölümde ise ‘’para’’ teması çerçevesinde Amerikan ekonomisinin nasıl kontrol edilmeye başladığı, borçlanmanın artmasıyla kimlerin karlı çıktığı ve ekonomik köleliğin nasıl sosyal köleliği dönüştürüldüğü anlatılıyor. Yani belgeselimizin üçüncü bölümü ekonomik dengeler üzerine. Ekonominin, yani paranın gücü nasıl elinde tuttuğu; ‘’tahtın arkasındaki kudret’’ olan Rockefeller, Rotschild ve Morgan gibi köklü yatırımcı ailelerin ekonomik güçleriyle elde ettiklerini ve de neler elde etmeye hevesli olduklarını bu bölümde öğreniyoruz. Ayrıca son günlerde muhtelif sebeplerden ötürü pek moda olan ‘’Yeni Dünya Düzeni’’ denilen düzenin aslında bize nasıl dayatıldığını öğreniyoruz. New Age, popüler kültür, Yeni Dünya Düzeni, medyanın kamuoyuna etkisi ve en önemlisi de ekonominin yönlendiriciliğini görmek isteyenler bu bölümü izlemeli.

Sonuç olarak; Zeitgeist, bir bazı konularda tarafsızlığını yitirmiş gözükse de Amerikan’ın dayatmacı ve aldatmacı politikasını deşifre etmeye çalışma çabasından ötürü izlenmeye değer, güzel bir belgesel. Mutlaka izlenmeli.




NOT: Belgesel gecenin bir yarısı izlenildiğinden ve de yazı gecenin bir yarısında kahvenin ortaklığı ile yazıldığından, bazı yerlerde cümlesel bazı yerlerde kelimesel hatalara rastlamak mümkündür. Şimdiden özür dilerim.

02-10-2011